Kökboyasıgiller ailesinden İkiçenekliler sınıfına ait olan ağacın meyvelerinin kavrulması ile kahve elde edilmektedir. İlk olarak Etiyopya’nın yüksek dağlık kesimlerinde rastlanılmıştır. Aromatik bir koya sahip çiçekleri ve kirazı andıran meyvelerinin içerisinde iki çekirdek bulunmaktadır. Bu meyvelerinin içerisinde 2 adet çekirdek mevcuttur. Kirazı andıran meyvelerden elde edildiği için de kahve kirazı olarak da anılmaktadır. Kahve çekirdeklerinin kokusu yaseminin kokusunu andırmaktadır. Çekirdekler beyaz renklidir, sert bir yapıya sahiptir ve orta tarafında derin bir çizgi bulunmaktadır. Tropikal sıcak iklimler de yetişmekte olan Kahve ağacı dikildikten 3 yıl sonra meyve vermeye başlar ve 30 yıl aralıksız meyve verir. Dünya’da kahve üretiminde Brezilya ipi göğüslerken onun ardından Vietnam ve Kolombiya gelmektedir. 2004 yılından bu yana sadece Mersin ve Anamur’da üretimi gerçekleştirilen kahve Ülkemize Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in Yemen’i ziyareti sırasında içtiği kahveyi çok beğenmesi ile girmiştir. Kahve Avrupa’ya İstanbul’a gelen iki Venedikli tüccar tarafından tanıtılmıştır. İstanbul’da tattıkları kahveyi beğenerek ülkelerine götüren iki Venedikli tüccar Avrupa’yı kahve ile tanıştırmış oldu. Bugün artık kahve Dünya’da petrolden sonra en büyük ticaret kolunu oluşturmaktadır.
Kahve çekirdekleri klorojenik asit, asetik, sitrik ve malic asit ile Antioksidanlar, cafein, içermektedir.
Kahvenin Sağlığa Faydaları
Bir bardak kahve baş ağrısını dindirirken karaciğer ve mide rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Antioksidanlar ile kanserli hücrelerin yayılmasını engelliyor. Sinir sistemini uyararak vücuda kuvvet ve enerji veriyor. Beyini uyararak konsantrasyonu arttırıyor. Safra taşlarının oluşumu büyük oranda engelliyor. Son yapılan araştırmalar ile kahvenin selüloitleri giderdiği ortaya çıkmıştır. Erkeklerde ise daha kaliteli ve çok sayıda sperm üretimini sağlamaktadır. Hamilelik dönemin de 300 mg.’dan fazla kahve tüketilmemesi gerektiği ve kahve içeriğinde yer alan kafeinin anne karnında ki bebeğe zarar verdiği konusunda uzmanlar hemfikirdir. Tip2 diyabet hastaları tarafından da kahve tüketimi önerilmemektedir.
Kahvenin Zihin Üzerinde ki Yararları:Kahve içeriğindeki etkin cafein, zihnin uyanık kalmasını sağlayarak konsantrasyonu arttırır. Zihnin daha dirençli ve uyanık olmasına yardımcı olur. Ayrıca her sabah içilen bir fincan kahve güne daha zinde ve enerjik başlamanızı sağlar. Stresi yok eder ve kan basıncını yükseltir.
Kahve Kilo Vermeye Yardımcı Olur: Kahvenin içerdiği kafein yağ yakımı için ideal bir maddedir. Bu konuyla alakalı yapılan araştırmalar kahvenin metobolizmanın çalışmalarını hızlandırdırdığını ortaya koymuştur.
Kahve Fiziksel Performansı Arttırır: Kahvede bulunan kafein vücutta yağ hücrelerine yağ yakımı sinyalleri göndermek için sinir sistemine sinyaller gönderir ve aynı şekilde kafein kanda adrenalin düzeyini arttırır. Bu durum yoğun fiziksel efor için bünyeyi hazır hale getirmek için faydalıdır. Bu özelliğinden dolayı, sporcular antrenmanlarına başlamadan önce kahve tüketmeye özen gösterirler.
Kahve Tip II Diyabet Riskini Azaltabilir: Dünya çapında tip 2 diyabet hastalığından dolayı felç vakası geçiren 300 milyon insan var. Bu yüzden diyabet çok ciddi bir sağlık sorunudur. İnsülin yetersizliği sonucu kan şekerinin yükselmesiyle ortaya çıkar. Kahve Tip 2 diyabet riskini azaltmaktadır.
Bu konuyla ilgili olarak yapılan çalışmalar kahve içenlerde diyabet hastalığına yakalanma oranı % 67 (23, 24, 25, 26, 27) gibi yüksek bir azalma görülmekte, yani kahve tüketenlerin tüketmeyenlere göre bu hastalığa yakalanma rsiki 23-50% daha düşük daha düşüktür.
Bu araştırmaların sonuçlarına göre, her gün bir fincan kahve tüketen kişiler 2. Tip diyabet hastalığına yakalanma oranı % 7 azalır.
Kahve Alzheimer Hastalığından Korur: Alzheimer hastalığı dünyanın en yaygın hastalıklarından bir tanesidir.Bu hastalık genellikle 65 yaş üstü insanları etkiler.Ne yazık ki, Alzheimer için bilinen bir tedavi metodu yoktur. Ancak hastalığının başlangıç aşamasından tesbit edilmesi durumunda bazı önlemler alınabilir. Yapılan araştırmalar sonucunda kahve, sağlıklı beslenme ve egzersiz, gibi bazı önlemler hastalığın önüne geçebilir. Çeşitli çalışmalar kahve içenlerin Alzheimer hastalığı yakalanma oranın kahve içmeyenlere göre% 65 daha düşük olduğunu göstermektedir.
Kahve Parkinson Hastalığına Yakalanma Riskini Azaltır: Parkinson hastalığı Alzheimer sonra, dünya çapında en yaygın görülen ikinci nörodejeneratif bir hastalıktır. Bu hastalığa beynin dopamin üreten nöronların ölümü neden olur. Alzheimer hastalığında olduğu gibi, hastalığın bilinen bir tedavisi yoktur.
Bu hastalık üzerine yapılan araştırmalar kahve’nin içerdiği kafein’in hastalığa yakalanma riskini azalttığını ortaya koymuştur.Bazı arştırmalar kahve tüketen insanların tüktemeyenlere göre %60 oranında parkinson hastalığına daha az yakalandığını ortaya koymuştur.
Kahve Karaciğer Sağlığını Korur: Karaciğer vücutta önemli fonksiyonlardan yüzlercesini yürürten önemli organlardandır. Karaciğer hastalıkları arasında özellikle geçmişte tedavisi zor olan siroz hastalığı çok sık rastlanır. Bu konuyla alakalı yapılan araştırmalar günde 4 fincan kahve tüketenlerin, karaciğer hastalıklarına özellikle siroz hastalığını tüketmeyenelere göre %80 oranında daha aza yakalanmaktalar.
Kahve Depresyonla Mücadeleye Yardımcı Olur: Depresyon yaşam kalitesini önemli ölçüde azalmasına neden olan ciddi bir ruhsal bozukluktur. Depresyon inanılmaz yaygın bir hastalıktır, çok sinsi olduğu için bazen kişi depresyona olduğunu bile anlamayabilir. ABD’de insanların yaklaşık 4.1% halen klinik depresyon tedavisi görmektedir.
Bu konuyla alakalı ABD’de yapılan bilimsel araştırmalar, günde 3-4 bardak kahve tüketiminin depresyonla mücadelede ciddi katkı sağladığını ortaya koymuştur. Düzenli olarak kahve tüketimi depresyona girme riskini %50 oranında azaltabilir.
Kahve Kanser Hastalığından Koruyabilir: Kanser hatalığı günümüz dünyasının en yaygın hastalıklarının başında gelir. Kahve karaciğer kanseri, kolorektal kanser, olmak üzere iki tip kansere karşı koruyucu olarak görünmektedir.Bilimsel çalışmalar kahve içenlerkaraciğer kanserine yakalanma riskini %40 oranında azalttığını ortaya koymuştur. Kolorektal kanser oranını da %15 oranında azaltır.
Kahve Kalp Sağlığını Korur ve İnme Riskini Azaltır: Genellikle kafeinin kan basıncını arttırdığı iddia edilir. Bu doğrudur, ancak düzenli ve az miktarda kahve tüketimi buna neden olmaz. Fakat ciddi kan basıncı sorunu yaşayanların mutlaka uzak durması gereken bir içecektir. Bir çok bilimsel araştırma sonucuna göre kahve tüketen , özellikle kadınların kalp hastalıklarına yakalanma riski tüketmeyenlere göre %20 daha azdır.
Özel Uyarı: Kalp hastaları için kahvenin iyi geldiğine dair bilimsel bir araştırma sonucu bulamadık. Bu yüzden kalp hastalarının kahve tüketimi ve dozu hakkında doktorlarına danışmalarını öneririz. Burada yazılanlar, sağlıklı insanlar için kalp hastalıklarına yakalanma riskini azalttığını göstermektedir, kalp hastaları için ne kadar güvenli olduğunu doktorunuz belirlemelidir.
Kahvenin Sağlık Açısından Diğer Faydaları: Kahve tüketenlerin tüketmeyenlere göre ani ölüm riskinin daha az olduğu, uzun yaşamayı sağladığı, diyabet hastalarına iyi geldiği, diyet yapan insanlara zayıflama noktasında yardımcı olduğu, antioksidanlar açısından zengin olduğu için serbest radikallerin neden olduğu hastalıklardan koruduğunu söylemek mümkün.
Bir yanıt bırakın